Sanirim yolun uzunlugu da, uykusuzlugumuzun dozu da, bavullarimizin agirligi da oldukca yordu bizi yolculuk boyunca, ama luxembourg’a vardigimizda iyi bir baslangic karsiladi bizi, guzel bir yere yerlestik, once 2 odaya uc kisi yayildik, sonrasinda herseyin o kadar da rahat olmak zorunda olmadigini farkettik. odalarimizi diger ogrencilerle paylastik, dolaplara sikistik.. Herseye ragmen sorunsuz bir baslangic oldu, studio ya gidip gelecek uc hafta birlikte calisacagimiz insanlarla, ogretmenlerle tanistik, sonrasinda da ilk gun yapilabilecek en onemli seye girisip eve yemek alisverisi yaptik.
O yorgunlukla butun bunlarin arkasindan gelecek olan sey de belliydi zaten, saat 9, ve yorgunluktan fisi cekilmis insanciklar, yani biz…..
ama son olarak, en onemli noktayi, adimiz, geyigimizi aciklamadan kapatmayalim konuyu. neden tasarim geyigi? neden geyik? cunku cevremize baktigimizda gordugumuz heykellerin, afislerin, panolarin, haberlerin, resimlerin, otobuslerin neredeyse hepsinin bi kosesinde mavi bi geyik var; 2007 luxembourg kultur baskenti amblemi olarak. henuz tasarimci, sehir planlamacisi, veya luxembourg'lu olamadik belki ama (ki sonuncuyu olmak icin iki kere dusunmeyi tavsiye ederim) ilk gunden algimizin yarisi geyige endekslendi bile!
giris buydu,
gelisme ve sonuc
onumuzdeki gunlerde.
Aucun commentaire:
Enregistrer un commentaire