mercredi 9 mai 2007

8/5 sali


konumuz sehrin icindeki sinirlar diyoruz diyoruz, is proje konusmak olunca, hicbisey diyemeden kaliyoruz. bugun yine kaldik mesela ayni sekilde. hep biyerde takiliyoruz, ileri nasi gidecegimizi bilemiyoruz. cektigimiz resimler de bir yere kadar yardimci olabiliyor bize. hocamiz valerie'yle konustuk bugun, resimleri bire indirin, cok bogulacaksiniz hepsiyle dedi. sonra da oturduk, nedir bundaki sinirlar dedik. bir tarafimiz park, diger tarafimiz bina. o kadar degil ama iste, isin icine girince. fiziksel ve mental bir sinir koymamiz yetmedi, en azindan isimizi gormedi; her iki taraftaki kokuyu, isigi, golgeyi, rengi, sesi, insanlari, insanlarin varligini dusunduk, hepsini birer sinira donusturduk. yada en azindan hala bunun uzerinde calisiyoruz. bunlar kesinlesince, binalarda calisan insanlarla parki, parktaki insanlarla da sehri olabildigince homojen bi sekilde birbirine katmak, aralarinda bi iliski yaratmak bi fikir olabilir. yada bunun sadece bir kismi. yada belki de tamamen farkli birseyler. hep boyle iste; her gun bi suru fikir geliyo, her gun bi suru fikir ucuyo gidiyo. artik birseyleri tutmanin, yakalayip birakmama zamani...

Aucun commentaire: